ICE’ta skandal: Trump’ın "sınır çarı" Homan bile ajan için "vetting’den geçmemeliydi" dedi

Trump yönetiminin "sınır çarı" Tom Homan’ın, maine’de 25 yaşındaki Kolombiyalı Joan Sebastián Durán Guerrero’nun ölümüyle sonuçlanan silahlı olayda görev yapan ICE ajanının güvenlik soruşturmasından geçmemesi gerektiğini söylemesi, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) işe alım ve denetim mekanizmalarını ağır bir tartışmanın merkezine taşıdı.

27 Tem 2026 - 14:05 YAYINLANMA
ICE’ta skandal: Trump’ın "sınır çarı" Homan bile ajan için "vetting’den geçmemeliydi" dedi

Homan, CNN’de katıldığı "State of the Union" programında, ICE ajanı David Brouillette’in iki eski eşinin kendisine yönelik şiddet iddialarının doğru olması halinde, böyle bir geçmişe sahip kişinin kurumda görevlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu açıkça dile getirdi.

Program sunucusu Dana Bash’in, bu tür iddiaları bulunan bir kişinin ICE ajanı olup olmaması gerektiğini sorması üzerine Homan, söz konusu iddialar gerçekse Brouillette’in güvenlik soruşturmasını asla geçmemesi gerektiğini söyledi.

Homan’ın açıklaması, doğrudan ICE’ın kendi denetim sistemine yönelik ağır bir soru işaretini gündeme getirdi: Bir kişinin geçmişindeki ciddi şiddet iddiaları kurumun güvenlik taramasında nasıl gözden kaçmış olabilir?

Homan da soruşturmanın önemli bir bölümünün tam olarak bu soruya odaklandığını belirtti. ICE’ın personel alımında adayları çeşitli kontrollerden geçirdiğini söyleyen Homan, "Bu bilgi mevcut muydu? Bilmiyorlar mıydı?" sorularının araştırıldığını ifade etti.

Böylece Maine’deki ölümcül silahlı olayın soruşturması yalnızca tetiği çeken ajanın eylemleriyle sınırlı kalmadı. Ajanı göreve getiren, geçmişini inceleyen ve silah kullanma yetkisi veren kurumsal mekanizma da mercek altına girdi.

13 Temmuz’da Maine eyaletinin Biddeford kentinde meydana gelen olayda ICE ajanı tarafından vurularak öldürülen Durán Guerrero’nun ölümü, kurumun operasyonel uygulamalarına yönelik tartışmaları daha da büyüttü.

Haber kuruluşları, olayda görev yapan ajanın David Brouillette olduğunu bildirdi. Ancak ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Brouillette’in kimliğini kamuoyuna resmen doğrulamadı.

Brouillette’in iki eski eşi ise sonrasında kamuoyuna çıkarak ajanla ilişkileri sırasında şiddet ve istismar yaşadıklarını ileri sürdü.

Eski eşi Lucinda Brouillette, eski kocasının kendisine yönelik davranışlarını sürekli bir istismar, yıldırma, manipülasyon, korku ve kontrol örüntüsü olarak tanımladı. Lucinda Brouillette ayrıca, eski eşinin ölümcül düzeyde şiddet uygulayabilecek kapasitede olduğuna inandığını söyledi.

Bu iddialar mahkeme kararıyla kesinleşmiş suçlar olarak sunulmazken, ortaya çıkan tablo ICE’ın personel güvenlik soruşturmasının yeterliliğine ilişkin ciddi sorular doğurdu.

Çünkü Homan’ın kendi sözleriyle, söz konusu geçmiş doğruysa, Brouillette’in göreve kabul edilmesi gereken aşamaya dahi ulaşmaması gerekiyordu.

Homan, olayla bağlantılı ayrı bir idari soruşturma yürütüldüğünü açıklarken, sürecin neden başarısız olmuş olabileceğinin araştırıldığını belirtti.

Bu soruşturmanın yanıtlaması gereken temel sorular ise son derece açık:

ICE, bu iddialardan haberdar mıydı?

Haberdarsa neden gerekli değerlendirme yapılmadı?

Haberdar değilse, kurumun güvenlik soruşturması ne kadar kapsamlıydı?

Şiddet iddiaları bulunan bir kişinin federal göçmenlik kolluk kuvvetlerinde silah taşıma yetkisine ulaşmasını hangi denetim mekanizması mümkün kıldı?

Homan, bu soruların henüz yanıtlanmadığını ve sürecin incelendiğini söyledi.

Ancak bu açıklamalar, ICE’ın işe alım sistemine yönelik eleştirileri ortadan kaldırmak yerine daha da güçlendirdi. Zira kurumun en üst düzey isimlerinden birinin, olayda görev yapan personelin geçmişi doğrulanırsa güvenlik soruşturmasından geçmemesi gerektiğini kabul etmesi, sistemin etkinliği konusunda kurum açısından son derece ağır bir tablo ortaya koyuyor.

Maine’deki ölümcül olayın ardından ICE’ın personel seçme ve denetleme süreçleri Demokratların da hedefi haline geldi.

ABD Temsilciler Meclisi İç Güvenlik Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Mississippi Milletvekili Bennie Thompson, Brouillette hakkında ortaya atılan geçmişe ilişkin şiddet iddialarının, ICE’ın işe aldığı personeli ne ölçüde soruşturduğu ve eğittiği konusunda doğrudan soru işaretleri oluşturduğunu belirtti.

Böylece tartışma, münferit bir silahlı olayın ötesine taşınarak, ICE’ın kimi silahlı kolluk yetkileriyle donattığı ve bu kişileri göreve başlamadan önce ne ölçüde incelediği sorusuna dönüştü.

ICE’a yönelik eleştiriler yalnızca personel seçimiyle sınırlı değil.

Maine’deki ölümcül olayın yanı sıra temmuz ayının başında Teksas’ta bir ICE ajanının karıştığı ve Meksika vatandaşı Lorenzo Salgado Araujo’nun öldürüldüğü başka bir olayda da ajanların vücut kamerası görüntülerinin bulunmaması dikkat çekti.

Homan, bu gelişmelerin ardından ICE ajanlarının araç durdurmaları sırasında vücut kamerası kullanmasını zorunlu hale getireceklerini açıkladı.

Ancak bu karar da kurumun şeffaflığı konusunda yeni bir soruyu beraberinde getirdi: Silahlı müdahalelerde görüntü kaydı bulunmaması neden ancak ölümcül olayların ardından sorun haline geliyor?

Teksas’taki olayda Harris County Bölge Savcısı Sean Teare de olayın merkezindeki araçta bulunan beyaz bir maddenin uyuşturucu veya yasa dışı madde olmadığının laboratuvar testleriyle belirlendiğini açıkladı.

Bu sonuç, FBI’ın arama emri başvurusunda söz konusu maddenin metamfetaminle uyumlu olduğunu ileri sürmesiyle de çelişki oluşturdu. Salgado’nun ailesi ise maddenin, aşırı sıcak koşullarda çalışan inşaat işçilerinin sıvı kaybını önlemek için kullandığı bir tuz karışımı olduğunu savunmuştu.

Maine’deki ölümcül olay, ajanın geçmişine ilişkin şiddet iddiaları ve vücut kamerası görüntülerinin bulunmaması bir araya geldiğinde, ICE’ın personel seçimi, eğitim, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarına ilişkin tartışmaların büyümesi kaçınılmaz görünüyor.

Özellikle Homan’ın kendi açıklamaları, kurumun savunmasını zorlaştıran bir tablo ortaya koyuyor.

Çünkü soru artık yalnızca "ICE ajanı neden ateş etti?" sorusundan ibaret değil.

Daha temel soru şu:

ICE, geçmişinde ciddi şiddet iddiaları bulunan bir kişiyi nasıl olup da silahlı federal kolluk görevlisi konumuna getirdi?

Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca Maine’deki ölümcül olayın değil, ICE’ın güvenlik soruşturması sisteminin kendisinin ne kadar güvenilir olduğunun da belirleyicisi olacak. (İLKHA)

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: